İnsan, çağda çeşitli sebeplerle yaşadığı toprakları bırakıp göçe katılmak zorunda kalmıştır. Bugün de her gün binlerce insan ülkeler arası göçe iştirak ediyor. Kimileri genç yaşta göçmen oluyor ve gittiği yerde yaşlanıyor, kimisi ise yaşlılıkta ülkesini geride bırakıp başka diyarlarda yeni umutların peşine takılıyor.

Göçmenlik, göçmen olarak yaşlanmak ve yaşlı göçmen olmak, birbiriyle ilişkili olan bu konulara AÜ Gerontoloji Bölümü iki sebepten dolayı büyük bir ilgi duymaktadır. Birincisi yurtdışında milyonlarca Türk göçmen olarak yaşıyor ve aralarında pek yaşlı da var; örneğin Amerika’daki Ahıska Türkleri uzun süre önce ortaya göç etmiş, bugün onların torunlarının torunları hala kendi kültürlerini, örf ve adetlerini korumaya çalışmaktadır veya başta Almanya olmak üzere Anadolu’dan kopup Avrupa’nın endüstrileşmiş ülkelerine giden, bugün birçoğu yaşlanmış olan Türkler ve onların çocukları bilimsel merakımızı uyandırıyor. Öte yandan Türkiye’de de birçok göçmen yaşamaktadır. Son yıllarda göçün rotasında meydana gelen değişim, zengin ülkelerden güneyin ılıman ülkelerine göç eden insanları algılamamıza sebep oluyor. Türkiye’de daha şimdiden binlerce Alman, Hollandalı, İngiliz, Rus veya başka ülkelerden gelen insanlar yaşıyor. Antalya ve çevresinde sadece Almanların sayısı 30.000’ni aşmış durumdadır.

Bir göç ülkesi olduğunu, örneğin Almanya kabullenmemek için çok direndi, bu yüzden oradaki ve sadece oradaki değil, göçmenler, topluma uyum sağlamada gecikti. Daha ziyade gittikleri ülkelerin toplumlarında “paralel toplumlar” olarak yerli toplumla yan yana, ama onunla irtibatsız bir yaşam sürdürdüler. Aynı şey Türkiye’de de olabilir ve sosyal sonuçları pahalıya mal olabilir. Ülkemize gelip buraya yerleşen “yabancıları”, birer yabancı olarak değil, artık bizden biri olarak görmek gerekiyor. Fakat buna Türk toplumu hazır mıdır? Ya göçmenler? Onlar Türk toplumuna uyum sağlamak istiyorlar mı?

Aralarında birçoğu 50 yaş ve üzerindedir. Kısa süre sonra yaşlı nüfusa dahil olacaklar. Yaşlılığın getirmiş olduğu normal kayıplar onları belki ağır hasta, belki de bakıma muhtaç hale getirecek, ama belki de umdukları sıhhati bizim ülkemizde bulacaklar ve doğal güzellikleri, kültürel zenginliğimizi, misafirperverliğimizi doyasıya yaşayacak, bir daha Türkiye’den kopmamayı isteyecekler. Cevaplamamız gereken o kadar çok soru var ki, bu alanda.

Bu yüzden kısa süre önce Antalya ve çevresinde yaşayan ve yaşı 50’nin üzerindeki Almanlardan bir kısmıyla, bir soru kağıdı eşliğinde görüşmeler yaptık. Aklımıza takılan bazı sorular yönelttik ve ampirik verilere ulaştık. Şimdi bunların analizlerini yapıyoruz. Yakında sonuçlarını kamuya açıklayarak, sizleri de bilgilendireceğiz.

AÜ Gerontoloji Bölümü olarak amacımız göçmenleri anlamak değil sadece, bu aynı zamanda kendimizi de anlamak olacaktır. Gerçekten misafirperver miyiz? Yoksa Avrupa’nın birçok ülkesindeki bugün yabancıların dışlandığı bir yolda mı ilerleyeceğiz? Olmaz demeyelim, aksine olabileceğini göz önüne alıp, şimdiden önlemlerimizi alalım ki, Türkiye’de bir “Möln” ve “Solingen” ortaya çıkmasın.
 

Sayfanın başına geri dön >>

 
 
  TÜRKİYE EGE BÖLGESİ YÜZ YAŞ ÜZERİ ARAŞTIRMA VE KOORDİNASYON MERKEZİ SOLMAYAN GÖNÜLLER
Copyright ©