| AKADEMİSYENİN TAŞIMASI GEREKEN VASIFLAR |
Üniversitesiz bilim bir ölçüde düşünülebilir, fakat bilimsiz üniversite
düşünülemez. Araştırma ve geliştirme potansiyeline göre bir şirket, uluslararası
rekabet yarısında galip gelebilmek için, bilim ve teknolojik verileri
kullanarak, yeni bilgiler ve bilim verileri üretebilir, üretmektedir de. Böyle
durumlarda üniversite kimliğine ihtiyaç yoktur. Araştırma enstitüleri,
üniversiteler değildir; fakat, dünya çapında araştırmalar yapar ve bilim, bilgi
üretirler.
Üniversitelere gelince, bilim dışında kalma hakları yoktur. Çünkü, üniversitenin
amacı bilimi öğretmek, aktarmak ve yeni bilim verilerini ortaya koymaktır.
Bilimsiz üniversite, onun için, olamaz; bilim üretmeyen üniversiteler üniversite
olamaz.
Bu gerçeği bir kez daha belirledikten sonra, üniversitelerde görev yapacak
akademisyenlerin taşıması gereken asgari vasıflar üzerinde duralım. Neden
akademisyenlerin vasıfları? diye soru yöneltilebilir.
Üniversiteyi gerçek anlamda üniversite yapan temel öğe, bu kurumlarda görev alan
akademisyenlerdir. Akademisyenlerin taşıdıkları vasıflar, üniversiteyi ya
yüceltir veya alçaltır. Bunların basında gelen temel kural, bilime ve onun
üstünlüğüne inanmak, onun evrensel gücüne dayanmaktır.
Her akademisyen, mutlaka bilim insani da değildir.
Bilim insani olmak ile akademisyen olmak ayni şey değildir; ayni yarış
kulvarında olmak demek değildir; farklı kulvarlarda olunabilir.
Bir bilim insaninin mutlaka akademisyen olması gerekmez; bilim akademisyeninin
de mutlaka bilim insani olma şartı yoktur; fakat, bir akademisyen iyi bir bilim
insani olabilir.
Bilimsiz hiç bir oluşumun izahı olamaz.
Evrendeki her turlu varlığın, mutlaka ve mutlaka, bilimle çözülebilecek sırlar
taşıdığı gerçeğini, kimse inkar da edemez.
|
Akademisyen-bilim insaninin öncelikli vasıfları |
Ülkemiz şartlarında bilimsel çalışma ve araştırma yapmanın ne denli zor olduğunu
söylemeye gerek yok. Basta mali ve bürokratik zorlukların yanısıra bilimin
evrensel gücüne ve onun üstünlüğüne olan inançsızlık, idarecilerin bilime ve
bilimsel araştırmaya, bilim insanına "dar bakış" acıları basta gelen
zorluklardandır.
Sonsuz sabır, özveri, bilimsel merak, görev sorumluluğu, bilimsel üretkenlik ve
yetenekli eleman bulma ve yetiştirme gibi temel vasıfları bünyesinde toplamak ve
verimli kullanarak sürdürmek, bir bilim insani için, ideal vasıflar
sayılmaktadır. Ancak, bunları bir arada, benliğinde toplayan ve barındıran bilim
insanini Türkiye'de bulmak, bulunsa da varlığını sürdürmek kolay değildir.
Bilim kültürünün sıfır düzeyde olduğu bir toplumda, bilimin önemini, bilim
insanına verilmesi gereken değerin boyutlarını anlatmak mümkün olmaz çoğu kez;
basta siyasi iradeye...
Bilim adına yapılan amaçsız ve sonuçsuz kaynak israfın çokluğu, Ülkemizde bu
alandaki düzensizliğin ve organizasyon eksikliğinin bir örneği olarak ortada
durmaktadır.
İsrafın boyutlarını belirlemek için, bugüne kadar ciddi bir envanterin
yapılmadığı gibi, bu kaynak israfına dur diyen de yok...
Bilim adına bilimin katledildiği bir ülkede, bu tür yolsuzluk ve cambazlıkları
çok görmeden, herşeye rağmen ümidimizi kaybetmeden, bilim insani ve akademisyen
olacak insanların taşıması gereken bazı vasıfları özetlemeye çalısalım.
* Bilimin üstünlüğüne ve
onun evrensel gücüne inanmış olmak,
* Bilimsel düşünceyi
yaşamının bir parçası olarak kabul etmek,
* Bilim üreten kurumların
özgün oluşumlar olduğuna inanmak ve bunları bu anlamda korumak ve desteklemek,
*Bilim üreten ve aktaran
kurumların demokrat kurumlar olduğuna inanmak ve özelliklerinin tesisi için caba
harcamak,
* Bilim üreten, bilim
eğitimi veren kurumların, siyasi iradenin çekim alanı dışında olması gerektiğine
inanmak,
* Bilim kurumlarının
kişisel prim veren etiket dağıtım melezleri olmadığını bilmek ve bu ilkenin
korunmasına taraf olmak,
* Bilim üreten ve aktaran
kurumların yozlaşmasına karşı mücadele vermek,
* Bilimin her aşamasını
oluşturan verilerin, belli ilkeler çerçevesinde üretildiğini, bunun bir fikir ve
kas güçü sonucu oluştuğunu yaymak, desteklemek,
* Kişisel egosunu,
kendisini asabilen, kompleks ve kapris yükü olmaktan çıkmış, verici ve
paylaşımcı, hoşgörülü olmak,
* Bilim felsefesine sahip
olmak ve uygulamada tarafsız kalmak,
* Eğiten ve üreten bir
akademisyen, sadece mevcut bilgileri nakleden değil, düşünceyi, sentezlemeyi,
irdelemeyi ve okumayı yönlendiren, teşvik eden bilim insani olmak,
* Yanlısı emsal almamak
ve yanlışta ısrar etmemek ilkesini benimsemek. İster akademisyen, ister bilim
insani olsun, mutlaka kendisini sorgulayabilmek, özeleştiri yapabilmek, yaptığı
hataları savunmamak erdemine sahip olmak,
* Bilim insani ve
akademisyenler, her biri uğraş kulvarında, kendi kategorisindekilerle
yarışılması gerektiğine inanmak.
Bilim insani, bilimci, herhangi bir problemi uygun metotlar kullanarak çözebilme
yeteneğine sahip olma sanatıdır. Büyük problemleri çözenler, büyük
düşünebilenlerdir; kitap öğretisine bağımlı olmadan hayal gücünü
kullanabilendir.
Tüm bu ifadelerin geniş anlamı ve derinlemesine irdelenmesi, akademisyenin ve
bilim üreten bilim insaninin görevidir. İçinde bulunduğu toplum, bu vasıfları
taşıyan insan unsurlarına güvenecek ve sorunlarının çözüm kaynakları olarak
onları, dolayısıyla mensup oldukları kurumları, bilim kurumları üniversiteleri
görecektir.
Bilim insani olan üretken akademisyenlerin taşıması gereken bazı özel vasıflar
vardır; bunların tamamını, yukarıdaki ortak özellikleri dışında, bir akademisyen
taşımayabilir.
Örnekler :
* Bilim insaninin sahip olması gereken "problemi çözme meraki" her akademisyende
bulmak mümkün değil. Bunu beklemek de haksizlik olur.
*
Kendisini sadece ders vermekle yükümlü hisseden bir akademisyen ile, bilimsel
araştırmada bıkkınlık duymayan ve araştırmayı bir hayat biçimi seçen bilim
insaninin birbirinden farklı olması doğaldır. Bu araştırıcılık vasfının, bilim
insanında öncelikle olması gerekli olmasına karşın, sıradan bir akademisyende
aranmaz.
*
Bilim insani, yeni bir bilgi üretmesi için hırslı olmak mecburiyetindedir.
Fakat, bir akademisyen, geldiği son unvan düzeyi ile yetinmek mecburiyetinde.
Bilimdeki hırs, asla kapris ve kompleks değildir, olmamalıdır. Bunun ifadesi,
daha iyisini yapabilme hırsı ve buna yönelik rekabet enerjisidir.
*
Bilim insani paylaşımcı olmak mecburiyetindedir. Çünkü, kendi ürettiği sadece
kendine kalırsa, ürettiğinin bir anlamı olmaz. Kaldı ki, bilim insani,
başkalarının ürettiği bilgiyi de kullanmak zorundadır.
Aksi takdirde bilimin evrensel güçü ve özelliğine aykici hareket etmiş olunur.
Bilimin üretimi ile ilgili olmayan akademisyen için bu durum zorunlu değil,
çünkü böyle bir üretkenlik endişesi olmayabilir.
*
Bilim insaninin geniş hayal gücü ve bilgi sentezleme dimağı, aktüel zeka ile
duygu boyutundaki ikinci zeka duyarlılığını kaynaştırmalı ve kararını bu ölçüler
içinde vermelidir. Ancak, her akademisyen ikinci zeka boyutunu
yakalayamayabilir.
*
Bilim üretme merakini taşıyan, bunun hayat biçimi olarak seçen bilim
insanlarının iyi bir organizatör ve koordinatör olma gereği vardır.
İnterdisipliner çalışma, bilimsel araştırmanın temelini oluşturur. Bunu
sağlayacak olan da, ego kompleksini tatmin hırsından uzak, yapıcı, birleştirici,
motive edici, ödüllendirici, düzen ve titizliği ilke edinen bir kimlikle isini
yürütmek zorundadır. Böyle bir zorunluluğa, sıradan bir akademisyen gerek
duymayabilir.
*
Bilim insani dinamik bir konu olan bilimle uğraştığı surece, statik değil, esnek
ve dinamik olmak mecburiyetini bilir. Bilimde tek ihtimal, tek yöntem ve en
doğru, en iyi yoktur, olmaz da. Bunların normal sınırları vardır.
Bilimde mükemmel aranmaz.
Mükemmel, iyinin düşmanıdır.
Bilim insaninin amacı ve görevi, mükemmeli aramak ve bulma değil, iyiyi
bulabilmektir.
Bu metin yazarın "ÜNİVERSİTENİN BUGÜNÜ VE YARINI" adli
kitabından alınmıştır.