AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ  OLBIA KÜLTÜR MERKEZİ

Ana Sayfa

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 

Bir Hayalin Öyküsü

Olbia Kültür Merkezi

 

            Yaklaşık olarak beş yıl önce Akdeniz Üniversitesi Rektörü olarak atandığımda, üniversite kampusumuz yeni oluşmakta olan bir yerleşke görünümündeydi. Tamamlanmış birkaç fakülte binası ve hastanenin bir kısmı dışında, mevcut inşaat çalışmaları kampusa bir şantiye görüntüsü veriyordu. Yedi bin dolayında öğrenci bu ortamda yüksek eğitimlerini sürdürmeye çalışıyordu. Göze çarpan en önemli eksiklik eğitim kurumlarının altyapılarındaki sorunlar iken, gözden kaçan ve geri planda kalan, üniversite öğrencilerinin gerçekten üniversite öğrencisi olmalarını sağlayacak sosyal,sanatsal ve kültürel ortamların yokluğu idi. Ders saatleri dışında kampus içinde öğrenciye rastlamak mümkün değildi, çünkü onlara hitab eden bir şey yoktu. Bu yoksunluk içinde öğrenciler sosyal gereksinimlerini karşılamak için nerede ve nasıl olduğu hakkında hiç fikrimiz olmayan arayışlar içinde idiler. Öğrenci yurdunda  kalan öğrenciler geceleri kentten kampuse ulaşma sıkıntısı çekiyorlardı. Bu nedenle genellikle o yıllarda son derece kısıtlı olanaklara sahip yurtlarına kapanıp dış ortamla bağlarını koparıyorlardı.   Üniversitenin   bugereksinimi karşılayacak bir “şeylere” ihtiyacı vardı.

            Aynı yıl, bir grup araştırmacı arkadaşımız tarafından, üniversitemiz öğrencilerinin psikolojik ve sosyal gelişimlerini saptamayı ve izlemeyi amaçlayan bilimsel bir çalışma başlatıldı. Bir yıllık dönem sonunda yani 1997 sonlarında ilk sonuçlar ortaya çıktı. Bir süre sonra araştırmacı arkadaşlarım çarpıcı sonuçları benimle paylaştı. Öğrencilerimizin psikolojik durumları bir yıllık süreç içinde olumsuz bir gelişme göstermekteydi ve yapılan  ileri analizler, “sosyal yaşam olanaklarının yetersizliği” ve “arkadaş ilişkilerinin eksikliği”ni bu olumsuz gelişmenin en önemli nedenleri olarak ortaya koymaktaydı. Bu bulgular daha önceden düşündüğümüz ve  eksikliğini hissettiğimiz nitelikte bir merkezin oluşturulması için kaybedecek zaman olmadığını ortaya çıkardı.Araştırma grubunda yer alan, aynı zamanda rektör yardımcısı olan Dr. Mustafa Akaydın ve Dr. Mehmet Aktekin ile birlikte, bu araştırma sonuçlarının ışığı altında bir hayal kurduk. Üniversitenin merkezinde yer alacak, bütün yolların ona açılacağı bir sosyal yaşam alanları projesiydi bu. Gereksinimin büyüklüğü ve eksikliğin yarattığı sorunların ciddiyeti, bu merkezin alışılmışın  dışında, kapsamlı, çok yönlü, Antalya'ya ve Akdeniz Üniversitesi’ ne yakışır  olmasını zorunlu kılıyordu. Hem öğrencilerin birbiriyle ve öğretim elemanlarıyla iletişimini güçlendirecek sosyal bir ortam, hem öğrencileri sanatla tanıştıracak  bir merkez, hem de üniversitemiz için çağdaş bir kimlik olmalıydı burası. Bu güzel hayali somutlaştıracak ve gerçek bir projeye dönüştürecek bir isim gerekliydi. Sayın Cengiz Bektaş ile iletişime geçtik, düşüncelerimizi aktardık. Bizi kırmadı. Günlerce kampus içinde dolaşarak uygun bir konum aradı. Sonunda bu hayalden son derece özgün, muhteşem bir proje yarattı. Baki İnşaat ve sayın İrfan Cengiz elini taşın altına koydu, risk aldı, ve bu güzel projeyi maddeye dönüştürdü. Üniversitenin ilgili tüm akademik, idari ve teknik personeli projeye dört elle sarıldı, tıkanıklıkları çözdü, destek oldu. Yaklaşık bir yıl süren bürokratik süreç ve proje hazırlık döneminin ardından altı   ay   gibi   bir   sürede  yap, iş let,  devret  modelinin uygulandığı inşaat sona erdi. İsmi üniversite de yapılan bir oylama sonucu Olbia Kültür Merkezi olarak belirlendi. Kısa zamanda ülkemizde pek çoklarınca bilinmeye, hayranlık uyandırmaya ve Akdeniz Üniversitesi'nin sembolü olmaya başladı. Diğer üniver-siteler için bir örnek oluşturdu ve nihayet bu yıl Sayın Cengiz Bektaş'ın başvurusu sonucu, yüzlerce proje içinden Ağa Han Mimarlık ödülüne layık görülerek ününü uluslararası platforma taşıdı.

                        Olbia Kültür Merkezi, bilimsel gerçeklere duyarlılığın, üniversite kavramını özümsemenin, sanata ve doğaya saygının, güzele olan özlemin ürünüdür. Öğrencisinden asistanına, personelinden öğretim üyelerine kadar tüm üniversite ailesine hitab etmiştir. Ağa Han ödülüyle artık tüm dünyanın malı olmuştur. Ödül alsın veya almasın, biz projemizle her zaman gurur duyduk. Gururun kalıcı olması, bu mekanın amacına uygun olarak yaşamasına bağlıdır. Bu sorumluluk herkese aittir; üniversite yönetimine, öğrencilere, öğretim elemanlarına, kentimizin ve ülkemizin değerli sanatçılarına, fikir adamlarına ve tabi ki buradaki ticari mekanları çalıştıran yatırımcılara. Lütfen bu değerin farkında olun, destek verin ve onu koruyun.

            Tatlı bir hayaldi, bir rüya gibi gelişti, gerçek oldu. Üniversitemize, kentimize ve ülkemize kutlu olsun.

 

Prof.Dr.Yaşar Uçar