Dünyada kadavradan ilk rahim naklini, Türkiye’de ise ilk yüz ve çift kol nakillerini gerçekleştiren Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim naklinde geliştirdikleri ve literatürde “Özkan Tekniği” olarak anılan yöntemle birçok ülkeye rehberlik ediyor.
Akdeniz Üniversitesi, organ nakli alanındaki öncü kimliğini uluslararası ölçekte güçlendirmeye devam ediyor. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversitenin organ nakli başta olmak üzere ileri düzey sağlık hizmetleriyle referans bir merkez konumunda olduğunu vurguladı.
YURT DIŞINDA BİRKAÇ EKİBE LİDERLİK YAPACAĞIZ
2011 yılında gerçekleştirilen dünyanın kadavradan ilk rahim nakli operasyonunu ardından ameliyatın ardından özellikle ABD ve İsveç başta olmak üzere birçok ülkeden yoğun ilgi gördüklerini hatırlatan Rektör Özkan, ilk olarak İsveç ekibinin Antalya’ya gelerek süreç hakkında bilgi aldığını, ardından ABD ve Almanya’dan ekiplere de bilgi ve deneyim paylaşımında bulunulduğunu aktardı.
Yakın zamanda yurt dışından birkaç ekibe cerrahi süreç yönetimi konusunda liderlik yapacaklarını ifade eden Rektör Özkan; “Onlarla programı beraber oluşturacağız. Kendi ülkelerinde onlara Ömer hoca ile liderlik yapacağız. Rahim nakli artık dünya genelinde güvenli bir cerrahi yöntem olarak kabul ediliyor. Bu nakille kadınlar taşıyamadığı bebeklerini taşıyacak.” ifadelerini kullandı.
Ekim ayında Antalya’da düzenlenen Rahim Nakli Kongresi’ne de değinen Rektör Özkan, kongreye bu alanda birçok ülkeden cerrahi uygulama gerçekleştiren ekiplerin katıldığını, bilimsel verilerin ve deneyim paylaşıldığını ifade etti.
RAHİM NAKLİNE ÇOK BÜYÜK TALEP VAR
Rahim nakline ilişkin kamuoyunda bazı yanlış algıların bulunduğunu belirten Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Rahim nakli, kendi yumurtası bulunan ancak çeşitli nedenlerle gebeliği taşıyamayan kadınlara uygulanıyor. Yumurta ya da yumurtalık nakli söz konusu değil. Nakil yapılan hasta kendi çocuğunu taşıyor.” dedi. Rektör Özkan, “Ben bu işe başlamadan bu kadar rahim nakli ihtiyacı olan kadından haberim yoktu. Biz sadece bir hasta grubuna odaklanmışız ama bize gelen mailler, istekler o kadar çoktu ki. Hakikaten çok ihtiyaç olduğunu gördük. Hala birçok hasta bize başvuruyor. Kadavradan ya da canlıdan her ikisi de yapılabilir. Yapmayı planlıyoruz. Dünyada da çeşitleniyor. Yurt dışından bize rahim nakli yaptırmak isteyen birçok hasta var. Onun bazı prensipleri var. O prensipler ışığında yapılabiliyor. Kadavra olduğu zaman önce Türk vatandaşlarına yapıyoruz. Şu anda kadavradan devam etmeyi planlıyoruz.” diye konuştu.
YAPAY ORGAN TEKNOLOJİLERİ ÜZERİNE ÇALIŞILIYOR
Üniversitelerin temel görevinin eğitim ve bilimsel üretim olduğunu söyleyen Özkan, bu anlayış doğrultusunda organ nakli başta olmak üzere pek çok alanda kapsamlı araştırmalar yürütüldüğünü ifade etti.
Organ naklinin küresel ölçekte karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin nakil sonrası kullanılan ilaçların uzun vadeli yan etkileri olduğuna dikkat çeken Rektör Özkan, “Organ naklinde en büyük handikaplardan biri, bağışıklık baskılayıcı ilaçların kanser ya da enfeksiyon riskini artırabilmesi. Bu alanda dünya genelinde yoğun çalışmalar var. Biz de hem yapay organ hem de organ nakli üzerine ciddi projeler yürütüyoruz.” dedi.
ÇEŞİTLİLİKTE DÜNYADAKİ TEK MERKEZ
Organ Nakli Merkezinin hizmet kapasitesine dikkat çeken Rektör Özkan, 2025 yılında merkezde 1.722 hastaya yatarak, 18.081 hastaya ise ayakta tedavi hizmeti sunulduğunu aynı dönemde 203 böbrek, 35 karaciğer ve 13 kalp nakli olmak üzere toplam 251 organ nakli başarıyla gerçekleştirildiğini ifade etti. Üniversitenin aldığı Akciğer Nakli Ruhsatı ile birlikte hastanede gerçekleştirilemeyen bir organ nakli kalmadığını belirten Özkan, Türkiye’de akciğer nakli yapabilen üçüncü merkez, dünyada ise bu denli çeşitli organ nakillerini aynı çatı altında gerçekleştirebilen tek merkez olduklarını sözlerine ekledi.
Son güncelleme : 21.02.2026 15:45:24