Antalya Ticaret Borsası tarafından Antalya Su Zirvesi: COP31'e Doğru Ortak Su Eylemi programı düzenlendi. Rektör Özkan konuşmasında, Akdeniz Üniversitesi’nin su alanındaki bilimsel birikimini daha güçlü ve kalıcı bir yapıya dönüştürmek amacıyla Su Enstitüsünün kurulması için adım attıklarını ifade etti.
Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde yapılan etkinliğe Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ve kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
150 METREDEN BİLE SU BULUNAMIYOR
Antalya Valisi Hulusi Şahin, su kaynaklarının tükenmesi konusunda herkesin hemfikir olduğunu, ancak asıl meselenin çözümlerin ne zaman ve nasıl uygulanacağı olduğunu vurguladı. Küresel iklim değişikliği ve artan nüfusla birlikte kişi başına düşen temiz su miktarının hızla azaldığını ifade eden Vali Şahin, geçmişte görev yaptığı Konya Ovası’ndan örnek vererek 1990’lı yıllarda yüzeysel kazılarla su çıkarılabilen Konya Ovası’nda günümüzde 150 metreden dahi su bulunamadığını hatırlattı. Vali Şahin, aynı tehlikenin Antalya için de geçerli olduğu hususunda uyarıda bulundu.
KAÇAK KUYU ORANI ÇOK YÜKSEK, SULARI PERVASIZCA HARCIYORUZ
Tarım sektörünün su tüketimindeki payının yüzde 70 civarında olduğuna dikkat çeken Vali Şahin, vahşi sulamadan damla sulamaya geçişin olumlu fakat yetersiz olduğunu belirtti. Kentteki kaçak kuyu kullanımına da tepki gösteren Vali Şahin, “Kuyularımızın çok büyük bir kısmı kaçak ve bu sularla tarım yapıp suyu pervasızca harcıyoruz. Konya Ovası kurudu, buraların kurumayacağını kim söyleyebilir?” dedi.
SERALARDA YENİLENME VE YAĞMUR HASADI VURGUSU
Antalya’daki seraların ortalama 29 yaşında ve iptidai durumda olduğunu kaydeden Şahin, tarımda acı reçetenin yutulması gerektiğini ifade ederek “Seralarımızı yeni bir anlayışla yeniden yapacağız. Bu acı reçeteyi yutacağız. Masrafı başka yatırımlara değil, seralarımıza yapacağız ve yağmur hasadı gibi yeni çözümleri devreye sokacağız.” şeklinde konuştu.
"BEDDUALI KORUK" HİKAYESİYLE TABANDAN ÇÖZÜM MESAJI
Çözümün devletten beklenmek yerine toplum tarafından benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Vali Şahin, Trabzon'un Çaykara ilçesi Ataköy köyündeki "Beddualı Koruk" hikayesini anlattı. 1850'li yıllarda heyelan tehlikesine karşı köylülerin toplanarak ormana girişi kendi kararlarıyla yasakladığını ve köyü kurtardığını hatırlatan Vali Şahin, su krizinin de benzer bir toplumsal duyarlılık ve ortak akılla çözülebileceğini belirtti.
SUYU İSRAF ETMEMEK BİR KÜLTÜR
Vali Şahin “Turizmci olabilirim, turizmciysem sorumluluğumun gereğini yerine getireyim. Sanayiciysem işte çözümler ortada. Sürdürülebilir bir üretimin arayışı. Gizlisi saklısı hiçbir şey yok, bilim hepsinin çözümünü bulmuş. Bir maliyeti var, buna katlanacağım ve buna göre faaliyetimi yöneteceğim. Biraz önce Rektör Hocam bahsetti, evimizde mutfağımızda da bu aynı şey geçerli. Bu bir yaşam biçimi, bir anlayış meselesi. Suyu israf etmemek bir kültür. Bu kültürü edineceğiz. Bizim babalarımızda vardı, nedense bizde yok. Çocuklarımızda da var mı yok mu şüpheliyim ama eğer gayret edersek çocuklarımız yeniden dedelerinde olan o tasarruf kültürünü edinirler ve böylece ancak biz sürdürülebilir bir geleceğe doğru gidebiliriz. Aksi takdirde gelecek karanlık.” dedi.
TARİHTEKİ İMPARATORLUKLARI KURAKLIK YOK ETTİ
Su tasarrufunun bir yaşam biçimi ve kültür haline getirilmesi gerektiğini savunan Vali Şahin, tedbir alınmadığı takdirde tarihteki antik kentler ve Hititler gibi medeniyetlerin kuraklık nedeniyle yok olduğunu hatırlatarak, “Tedbir almazsanız yok olur gidersiniz. Kepimizi önümüze koyup düşünmeli ve çiftçi, turizmci, sanayici olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz.” dedi. Vali Hulusi Şahin, konuşmasının sonunda Su Zirvesi'ni organize eden Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır'a, yönetim kurulu üyelerine ve tüm katılımcılara teşekkür etti.
SU GELECEK KUŞAKLARIN EMANETİ
Antalya’nın su potansiyelinin tarım, turizm, sanayi ve doğa için yaşamın ta kendisi olduğunu belirterek başlayan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, iklim değişikliğinin getirdiği kuraklık riskine dikkat çekti. Uzayan ve ısınan yaz ayları ile değişen yağış rejiminin su kaynaklarını tehdit ettiğini belirten Özdemir, “Gelecek kuşakların hakkı olan bir emaneti tüketmeye başladık. Kaynağı korumak, verimli kullanmak, kayıpları azaltmak ve yeniden kullanmak zorundayız. Bu konu tek bir kurumun değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.” ifadelerini kullandı.
COP31 VE ANTALYA SU EYLEM PLANI
İklim değişikliğine bağlı kuraklık tehdidine Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı ile meydan okuduklarını belirten Büşra Özdemir, Antalya Ticaret Borsası’nın öncülüğünde gerçekleşen "Antalya Su Diyaloğu: COP31'e Giden Yol" buluşmalarının çıktılarını son derece kıymetli bulduklarını belirtti. Konuşmasının sonunda organizasyonda emeği geçen Antalya Valisi Hulusi Şahin’e, ATB Başkanı Ali Çandır’a, üniversitelere ve sektör temsilcilerine teşekkür eden Özdemir; zirvede ortaya konan ortak aklın Antalya Su Eylem Planı’na ve COP31 sürecine taşınarak kalıcı bir yol haritasına dönüşmesi temennisiyle sözlerini tamamladı.
SU STRATEJİK BİR KONU
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, su krizinden iklim değişikliğine, tarımsal dönüşümden Antalya'nın ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, su meselesinin insanlığın ve çocukların nasıl bir gelecekte yaşayacağını belirleyen stratejik bir konu olduğunu vurguladı.
İNSANLIKLA KAOS ARASINDA YALNIZCA DOKUZ ÖĞÜN VAR
Sadece bir rektör olarak değil bir anne, bir eğitimci ve Antalya’da doğup büyümüş bir vatandaş olarak kürsüde bulunduğunu ifade eden Rektör Özkan, modern hayatın sunduğu teknolojik imkânlara rağmen medeniyetin ince bir dengeye dayandığını belirtti. "İnsanlıkla kaos arasında yalnızca dokuz öğün vardır" sözünü hatırlatan Rektör Özkan, toplumsal düzenin temel ihtiyaçlara erişim kesildiğinde ne kadar hızlı kırılabileceğine dikkat çekerek, 2018 yılında Güney Afrika'nın Cape Town kentinde yaşanan "Day Zero" (Sıfır Günü) krizini örnek gösterdi.
SU GÜVENLİĞİ KORUNMALI
Türkiye ve özellikle Akdeniz Havzası'nın iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek kritik bölgeler arasında yer aldığını belirten Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, bölgesel ısınma hızının küresel ortalamanın yüzde 20 üzerinde seyrettiğini ifade etti. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki vizyona değinen Rektör Özkan, “1929 yılında Sular Umum Müdürlüğü kurulduğunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk, su işlerini 'iktisadiyatımızın ana tedbirlerinden biri' olarak nitelendirmişti. İklim krizinin henüz dünya gündeminde olmadığı o yıllarda gösterilen bu vizyon, bugün bizim için de rehber olmalıdır. Bizden önceki kuşakların görevi bu toprakları vatan yapmaktı; bizim görevimiz ise toprağıyla, suyuyla, ormanıyla bu vatanı gelecek nesillere koruyarak aktarmaktır.” dedi. Avlan Gölü, Doyran Göleti ve Kırkgöz kaynaklarındaki su dalgalanmalarına işaret eden Rektör Özkan, su güvenliğinin kararlılıkla korunması gerektiğinin altını çizdi.
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ SU ENSTİTÜSÜ KURUYOR
Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık dörtte üçünün tarımda tüketildiğine dikkat çeken Rektör Özkan, daha az kaynakla daha verimli üretim yapılmasının şart olduğunu dile getirdi. Üniversite olarak bu hususta somut adımlar attıklarını belirten Rektör Özkan, “Antalya Tarım Teknokenti ile Aksu’da 1.100 dekarlık alanda hayata geçirilen teknokent ile akıllı seralar, yapay zekâ uygulamaları, hassas tarım ve su verimli üretim sistemleri geliştirilecek. 50 MW’lık Güneş Enerji Santrali (GES) ile Korkuteli’nde kurulumu süren dev GES projesi tamamlandığında Akdeniz Üniversitesi'nin tüm elektrik ihtiyacı tamamen güneş enerjisinden karşılanacak.” dedi. Suyla ilgili bilimsel kapasitelerini daha güçlü ve kalıcı bir yapıya dönüştürmek istediklerini ifade eden Rektör Özkan “Üniversitemiz bünyesinde Su Enstitüsünün kurulmasına yönelik adımlarımızı attık. Mühendislikten ziraate, çevre bilimlerinden hidrojeolojiye, turizmden ekonomiye kadar farklı disiplinleri bir araya getirerek Antalya’nın ve Akdeniz Havzası’nın gerçek sorunlarına uygulanabilir çözümler üretmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.
SEKTÖRLERE GÖRE ADİL FİYATLANDIRMA VE DENETİM ÇAĞRISI
Suyu yoğun kullanan sektörlere yönelik açıklamalarda bulunan Rektör Özkan, tarımda kullanılan suyun gıda güvenliği için yaşamsal olduğunu ancak turizm, peyzaj ve havuz gibi alanlarda kullanılan yeraltı ve şebeke sularının daha hassas yönetilmesi gerektiğini kaydetti. Suyun hiçbir şekilde bedelsiz ve sınırsız olmadığını vurgulayan Rektör Özkan; ölçüm, denetim ve adil fiyatlandırma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
Sıfır Atık hareketinin mimarı Emine Erdoğan'ın kararlı çevre liderliğine ve kadınların toplumsal dönüşümdeki rolüne de değinen Rektör Özkan, bilincin davranışa dönüştürülmesinin önemine vurgu yaptı.
COP31 İÇİN ANTALYA DÜNYAYA SÖZÜNÜ SÖYLEMELİ
9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 hakkında da konuşan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “COP31 sadece uluslararası bir organizasyon değil, Akdeniz’in kalbindeki Antalya’nın dünyaya güçlü bir mesaj verme fırsatıdır. Dünyaya vereceğimiz en güçlü mesaj, anlattıklarımız değil başarabildiklerimiz olacaktır. Antalya su verimliliğinden temiz enerjiye kadar bilimi merkezine alan örnek bir şehir iradesi ortaya koymalıdır.” dedi. Konuşmasının sonunda Rektör Özkan, zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür etti.
SU BÜTÜNCÜL BİR ANLAYIŞLA YÖNETİLMELİ
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır da, iklim değişikliği ve artan kuraklık riski karşısında suyun bütüncül bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Suyu yalnızca tarım ya da çevre başlığında değil turizm, sanayi ve kent yaşamının ortak paydası olarak değerlendiren Çandır, Antalya Su Diyaloğu toplantılarında elde edilen veriler ışığında parçalı çözümler yerine tüm sektörleri kapsayan bir eylem planına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Suyun sadece miktarının değil, birim kullanım başına ürettiği ekonomik ve sosyal değerin de ölçülmesi gerektiğini ifade eden Çandır; kayıp-kaçak oranlarının azaltılması, arıtılmış suyun yeniden kullanımı ve yağmur suyu hasadı gibi somut adımların hızla hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Çandır, oluşturulması hedeflenen kalıcı su etkileşim ağı ile kamu, yerel yönetim, üniversite ve özel sektör iş birliğinde ölçülebilir, izlenebilir ve finanse edilebilir bir yol haritası belirleneceğini açıkladı. Hedeflerinin yalnızca sorun tespiti yapmak değil; sorumlusu, takvimi ve bütçesi netleşmiş eylemleri devreye sokmak olduğunu vurgulayan ATB Başkanı, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi'ne de dikkat çekti. Antalya'nın COP31'e sadece ev sahibi olarak değil, geliştirdiği su yönetimi modelleriyle Akdeniz havzasına ve dünyaya örnek olan bir kent olarak çıkmak istediğini belirten Çandır, su kaynaklarını korumanın kentin geleceğini ve ekonomisini korumak anlamına geldiğini altını çizerek ifade etti.
Program konuşmaların ardından son buldu.
Son güncelleme : 23.09.2026 17:28:19